23 Ekim 2008 Perşembe

Yaş günün...

sevgili mineciğim,
yeni yaşın kutlu olsun. seni sevgi ve özlemle öpüyorum. bir sürü doğum günü kelebeği gönderiyorum, taaaa oralara uçsunlar seni mutlu kılsınlar diye.
Senin E.

24 Eylül 2008 Çarşamba

Haftasonundan Sonra Tam Hız...

Mineciğim,

Umarım şimdi daha iyisindir. Nedir bu koşturmacanın nedeni? Bana page'nin tam adresini gönder lütfen, takip edemiyorum seni. Geçen gün Pino ile konuştuk, görüşemiyoruz, bayramda da dolayısıyla farklı yerlerde olacağız.

Haftasonu bir çırpıda bitiyor öyle değil mi? Bir süredir Pazar günlerimi sadece dinlenmeye ayırmak için gayret gösteriyorum. Annemlerle arkadaşlarla sevgiliyle... bazen kendi kendimle... :)

Tez sürecim epey yavaş ilerlemekte, açıkçası bu durum can sıkıcı. Can sıkıcı olduğu kadar bunaltıcı. Bunaltıcı olduğu kadar gerici... Gerilince de türlü hastalıklara maruz kalıyor kişi. Kişi, yani ben. Elden geldiğince meditatif olmaya meylediyorum :)

Danışmanım çok geniş ele aldığımı ve tam olarak neye yöneleceğimin çıkmadığını söylüyor. Geçen gün "sanırım anlatamıyorum" diye düşünmeye başladım. Of, of... kötü bir kendilik depresyonu :) ya da "konu kafamda/bende olduğundan, yani ben aslında biliyor olduğumdan, ne yazsam, anlaşılıyor" diye düşündüğümü düşündüm. Her iki şekilde de bir şeyler yapmak lazım tabii ki... Ama dün akşam çok ilginç bir durum oluştu. Ne zamandır elimde olan bir kitaptan bir kaç makale benim konumla çok ilgiliydi. Birini okumaya başladım, 6, 7 sayfalık bir makale, hepsini okuyamadım ama başlıklarını karşılaştırdım, aralardan altını çizdim cümlelerin. Birden "pompk!" diye bir ampül yandı yahu... Hemen not almaya başladım. Aaa bir baktım, sahiden daha açık ve hani nokta atışı derler ya öyle oldu. Yazdığım bir şey yok metin anlamında ama okumalarla açılacak başlıkları ve zincirleme türeyen kavramları listeledim. İçim rahatladı.

Şimdilik bitiriyorum canım. Bana planlarından söz et olmaz mı? Eposta yaz bana... Ah, bir de fotolarından seçtiklerini gönderir misin, blog'a ekleyeyim...

Senin E.

18 Eylül 2008 Perşembe

Gün Soğuk Başladı...

Sabah, erken yatmış olmama rağmen, iyi uyanamadım. Resmen koşarak otobüse yetiştim, ufff bir serindi ki sorma. Kahvaltı da yapamamıştım yine... Açtım kitabımı okudum biraz, oyun okuyorum, arabada daha kolay oluyor, ama midem bulandı... neyse, okula varırken karşılaştığım arkadaşımla birlikte simit aldık içine bir şeyler koydurduk, peynir domates filan, odada yedim onları... sonra biraz dans festivali işleri, azıcık eposta kontrolleri... az önce de sana yazdım, nasılsın canım diye? Hımmm, bitirmem lazım, dosyalarımı düzenleyip, çalışma programına devam edeceğim.
Sevgimle kal,
Evr.

Son anda yoran işler...

Dün, bu akşama -yani işte şu saate- kadar yetişmesi için istenen işler vardı. Bütün gün onunla uğraştım. Gerginnnn bir halde, yemek yiyemeden -nedense canım da istemedi amai kırık kırak atıştırdım-, kimseyle iki satır sohbet etmeden... can sıkıcı yahu :( neyse ki bitti...

Bak böyle çok hoş oldu, bir iki satır da olsa yazarım sana hemen her gün... vallahi çok hoşşş olduuu!! Sen de beğenirsin umarım.

Sana yazdıktan sonra dün, çıktım işten, uzzzzun bir yol alıp ver elini taksim yaptım. Bir şeyler yedim, sonra yürüdüm. Yağmur başlamıştı, ama ıslanmamayı başardım. Lütfü Kırdar'a vardığımda henüz erkendi gösteri için, biraz gecikmeli başladılar zaten. Lütfü Kırdar ile CRR arasında inanılmaz büyüklükte bir inşaat var. İnanılmazzz!! Garip geldi, Muhsin Ertuğrul Sahnesinin olmayışı... o her zaman döndüğüm dönemçin yokluğu...

Alvin Ailey ile ilgili merak edersen şuraya bakabilirsin: http://www.alvinailey.org/ İnsanı hayrete düşüren, kıskanılası dansçılardı...

Şimdi 17.27 olmuş. Birazdan çıkarım, gelirse otobüs doğruca Kadıköy'e geçiyor. Yoksa servis ve köprüden otobüse biniyorum. İnşallah eve kadar midem bulanmaz :)

Ben şimdi bitireceğim, ama çıkmadan senin yazdıklarına bakmaya çalışacağım. İyi olmanı, huzurlu ve memnun olmanı diliyorum. Acaba sana adresi göndersem mi? Bir kaç gün olsun sonra göresin istedim... ama geciktirmeye gerek var mı?

Çok öpüyorum, Burak'a da sevgileeeer...
Evr.

17 Eylül 2008 Çarşamba

17 Eylül 2008, Çarşamba

Bir türlü yazamıyorum sana mineciğim. Yazdığım küçük notlar, ne bileyim yemek yediğim bir restoranda gördüğüm ve üstüne çiziktirdiğim kartpostal öylece bir yerde duruyor evde, bir kitap arasında. postahaneye gidecek zaman yok bulamıyorum. evden çıkarken kapalı, eve dönerken yine kapalı... bir cumartesi var.
ama sonra aklıma böyle bir şey geldi. hem seviyorsun diye düşündüm bu tür şeyleri, hem seni sevenler de yazar belki dedim kendi kendime. ama bu bile zaman aldı işte...
şimdi ünversitedeyim. sabahtan beri yağacak yağmur sonunda "hı hı" geliyorum demeye başladı. gri gök, ağacın yeşili toprağın kahvesi bir tuhaf, hafif serin bir rüzgar... oysa açık ayakkabılarımı giyecektim ben :( bu akşam lütfi kırdar'da alvin ailey american dance theatre company bir gösteri yapacak. son öğrenci biletini de geçen hafta ben satın aldım.
şimdi telefon çaldı. birilerini aramam gerekiyor. devam edemezsem diye seni öpüyorum.
evr.